Naruto Tr
Naruto Tr

Naruto Tr'ye Hoşgeldin Misafir


Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Naruto Tr » Naruto » Naruto Anime » Naruto Tartışma » İtachi Ve Gerçekler

İtachi Ve Gerçekler

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1Genel İtachi Ve Gerçekler Bir Çarş. Haz. 27, 2012 10:58 am

Uchiha Sasukee

avatar
Rp Yöneticisi
Rp Yöneticisi
Yağmur çok derinden yağıyordu. Öylesine kasvetli bir hava vardı ki ormandaki hayvanlar can havliyle başlarını sokabilecek bir sığınak arıyorlardı. Tanrının göz yaşları tabiri yetmezdi bu şiddete. Tüm insanlık ağlıyordu sanki. Daha öğlen yeni olmuştu ama gökyüzü boydan boya griydi.



Sunagakure ile Konoha arasında, denize yakın dağlık bir alandaki gizli sığınağında yağmurun çatıyı delmeye çalışırcasına olan hışmından rahatsız olan Itachi, bir hayli huzursuzdu. Fırtananın sesinden ürkmüştü belli ki, ya da gelecekte karşılacağı olaylar hakkındaki endişesi artmıştı. Fakat her zamanki gibi kendinden emindi. Yağmurun da etkisi büyük olsa gerek, Itachi’nin gözlerindeki korkuyu fark etmek zor değildi. Duvarlar üstüne gelir gibi oldu, dışarıya çıkmaya karar verdi. Yamaç kısmına doğru yürüdü, yağmurun şırıltısını dinliyordu, fakat fazla ıslanırsa hasta olacaktı. Bir ağacın kavuğuna doğru ilişti, doton kullanarak balçık gibi olmuş toprağı yaslanabileceği bir hale getirdi. Henüz yeni dışarı çıkmış olmasına rağmen sırılsıklam olmuştu ve tüm elbisesi çamura bulanmıştı. Ama yağmuru yüzünde hissedince biraz daha sakinleşmişti sanki. Bu ona, kafasını toparlaması için yetecek bir sakinleştirici etkisi yapmıştı. 3 hafta öncesine gitti aklı, zaten sürekli olarak durumu muhakeme ediyordu.



Itachı “Daha Madara’nın sırrını tam olarak çözememişken, nasıl böyle bir hata yaparım! Yıllardır içimde bulunan öfke ve kederi böyle bir zamanda kontrol altında tutamadığıma inanamıyorum. “ diyerek geçmişini hatırladı.

*9 yıl önce



Katliam sırasındaki Madara, itachi’nin ona doğru geldiğini görünce, içinden “ Potansiyelin gerçekten inanılmaz itachi. Bu katliamdaki asıl hedeflerimden birisi senle beraber tüm uchiha’nın yok olmasıydı ama sen hayatta kalmayı başarabildin. “ Yere tükürür ve devam eder, “ mangekyo’nun bu yaşta bu seviyede olmasına inanamıyorum. Eğer şimdi öldürmezsem ilerde başıma dert olacağı kesin.” Dedi fakat kendisi de bir hayli yorgun düşmüştü. O esnada Itachi göz yaşlarını silerek “ Planda ufak bir değişiklik yaptım, bunu daha önce konuşmamıştık ama anlayışla karşılayacağını düşünüyorum Madara. Kardeşimi öldürmedim, daha doğrusu öldüremedim. Daha çok küçük, yaşamasının kimseye zararı olmaz. Amacın tam olarak neydi bilmiyorum ama sasuke’nin varlığının bunu bozağını sanmıyorum.” Dedi. İşte tam o esnada Madara bir an duraksadı ve hafifçe sırıtarak “Bana yardımındaki asıl niyetini anlayamıyorum itachi,(aslında itachi’nin kendi mantığına göre konoha’yı koruduğunu ve bunun için madara’ya yardım ettiğini, bununla beraber itachi’nin fedakarlığından yararlandığını belli etmeye çalışmamak için bu tarz bir konuşma içersindeydi ve güven tazelemesi yapıyordu.)ama öyle bir gün gelecek ki, zor bir karar alman gerekecek. Kardeşinin sana düşman olduğunun farkında olmalısın, seninki kadar olmasa da, o da inanılmaz bir potansiyele sahip” dedi ve itachi’nin bir süre daha oyuncağı olmasında karar kıldı. Ne de olsa kardeşi intikam için onun öcünü almaya çalışacaktı, bu sayede hem itachi’den kurtulmuş olacaktı hem de kardeşini kendi safhına çekebilmesi için eline bir fırsat geçmiş olacaktı. Eğer ki muhtemel karşılaşmayı itachi kazanırsa o an ki duruma göre karar verecekti ama bunun zayıf bir ihtimal olduğununun farkındaydı zira kardeşini de öldürmüş olmalıydı bu katliamda. Her ihtimal de itachi'den daha sonra kurtulmayı makul görmüştü.

*



Bir an gülümsedi Itachi, madara’nın kendisi hakkında yanlış bildiği birçok şey vardı aslında. Ama aynı şekilde de kendisinin onun hakkında bilmediği ve doğrulayamadığı bazı bilgiler olduğununun farkındaydı. Doğru zamanı beklemeliydi ne olursa olsun, yine de yaptığı hatanın farkındaydı ve geri dönüşü yoktu. Artık hem köyünden kaçıyordu hem de kurucusunun madara olduğu akatsuki örgütünden.



Bölüm 2: Beyhude Bir Çatışma





Itachi’yi artık daha da zor bir dönem bekliyordu. Bir an duraksadı, ardından mutlaka haberleşmesi gereken arkadaşları aklına geldi. Onlara bu durumdan bahsetmeliydi ve görüşlerini almalıydı. İçlerinden birine saygısı sonsuzdu, ve bu isimden haberdar olan yalnızca 3 kişi vardı. Ve üçü de akatsuki örgütündendi.



Yaptıkları toplantılar süresince aldıkları önlemlerden birisi de şuydu:

“Her ne durumda olunursa olursun belirlediğimiz tarihler dışında birbirimizle özel olarak konuşmak yasak.” Bu onların gizli kapaklı planlarının gün yüzüne çıkmaması için alınması gerekli olan basit bir önlemdi. Her ne kadar basit olarak gözüksede şu an Itachi’nin onlarla görüşmeye ihtiyacı vardı. Aynı zamanda örgütten firar ettiği için diğer isimlerle görüşmesi eskisine göre oldukça zorlaşacaktı.

Yağmurun şiddeti azalmaya başlamıştı, bu azalma ritmik bir şekilde devam etti ve sisli bir pus olarak doğaya veda etti. Doujutsu* kullanması gerekiyordu zira pus öylesine ağırdı ki koku alma yetisini bile kaybedecekti neredeyse. Ve Itachi, bunun sıradan bir doğa olayı olmadığını düşünerek oturduğu yerden doğruldu. İçinde tanımlayamadığı bazı garip hisler uyanmaya başlamıştı ki işte o an boğuk bir bağırış duydu. Kı

“Doton: Shinjuu Zanshuu No Jutsu*”

Yumru yumru ve bir hayli yara içindeki bir çift elin ayaklarından tutarak onu toprağa doğru çektiğini farketti Itachi. Ve boğuk sesli ninja, gerisinden geriye toprağın altından çıkarak kendini gösterdi. Pus az öncesine göre daha seyrelmişti, cisimler seçilebilir haldeydi en azından. Aniden karşısında beliren Rokubin’in önünde, soğuk kanlılığın bir kadem olsun taviz vermemişti. Ardından yüzündeki alaycı bir ifadeyle vücudu sargı bezleriyle dolu olan adama, “Bende sizi bekliyordum Rokubin, biraz geç kalmadınız mı?” dedi Itachi. Bu aşağılama karşısında öfkeden kuduran adam, kardeşine boğuk sesiyle bağırarak, “Şu işi bitirmeye ne dersin kardeşim? Bütün bu adayı şu kendine beğenmişe mezar edelim!” dedi. Su tekniklerinde oldukça ustalaşmış olan Hanabin, Rokubin ahmağından daha da ahmaktı. Ve kafasıyla kardeşini onaylayarak ayakları toprağa kenetlenmiş olan Itachi’nin etrafında çember şeklinde koşmaya başladı. Bu iki kardeş toprak ve su elementlerini çok maharetli bir şekilde koordine ediyorlardı fakat atladıkları bir nokta vardı. Meydan okudukları kişi Itachi’ydi! Ya da durumun farkındalığında değillerdi.



Ve çok kısa bir süre içerisinde oldukça geniş bir alan önce balçık haline geldi, ardından top haline gelerek ufalabildiği kadar ufaldı. Jutsuyu gerçekleştirirken Rokubin adeta kükrüyordu, ellerini sıkıyordu ve kanlar boşalıyordu. Geniş araziden geriye eser kalmamıştı, görkemli ağaçlar uzun kökleriyle beraber ufalanarak ortadan kaybolmuştu. Yere çkömüş adam sırıtıyordu, Hanabin de sırıtmaya başlamıştı. Ancak bu kadar ahmak olabilirlerdi, en güçlü jutsularını bir çırpıda kullanıvermişlerdi. Nefeslerini –boşuna- harcadıkları şey, başından beri Itachi’nin kopyasıydı.



Keskin kılıcıyla arkalarında belirdi, bir şey söyleyecekti ki tenezzül bile etmeden ahmak kardeşleri nefes kesici bir hızla etkisiz hale getirdi. Bazı şeylerin kefaretini ödermişcesine ardına baktı, ve onları öldürmedi.

Bu kadar kısa sürede Madara’nın hiçbir köpeğiyle karşılacağını ummamıştı. Ne kadar beyhude bir dövüştü, böylesine bir savaşın ne Itachi’yi zorlayacağını ne de Itachi’nin zamanını çalacağını Madara da biliyor olmalıydı. O halde bunun sebebi neydi? Birçok toprak üzerinde Madara’nın adamlarının arayış içinde olduğunu tahmin etti, yine de anlam veremedi çünkü böylesine uğraşların boş olduğunu düşünüyordu.

Bütün bunları bir kenara bıraktı, sığınağın etrafına genjutsudan bir bariyer kurarak dinlenmek için içerisine girdi.
[b]

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz